Sağlıklı beslenme = sağlıklı gebelik

Gizem Tutar
Beslenme Uzmanı Diyetisyen
diyetisyengizem@gmail.com

Dünyanın en güzel duygusu olarak tanımlanan annelik duygusunu ilk defa ya da tekrar tadıyorsunuz. Uzun, zorlu ve aynı zamanda keyifli bir 9 aydan sonra bebeğinize kavuşacaksınız. En büyük arzunuz ise, her anne gibi sağlıklı ve zeki bir bebek dünyaya getirmek… Peki, gebelik döneminizde doğru beslenerek, kendi sağlığınızı koruyacağınızı, aynı zamanda da bebeğinizin sağlıklı olması için ona en büyük desteği verebileceğinizi biliyor musunuz?

Gebelik döneminde, en önemli konulardan biri kazanılan ağırlıktır. Gebelik öncesi normal ağırlıkta olan bir kadının gebelik döneminde 10–14 kg ağırlık kazanması en idealidir. Son zamanlarda magazinde 9 ay boyunca sadece 4–5 kilo alarak, sağlıklı bebeklere sahip olduklarını iddia eden anneler olsa da, gebelikte gereğinden az ağırlık kazanmak, erken doğum ve düşük ağırlıklı bebek dünyaya getirme riskini arttırmaktadır. Fakat bu olumsuzluklardan korunmak için de, gereğinden fazla kilo almakta gebelere yarar sağlamaz. Çünkü gebelikte alınan fazla kilolar hem doğumu zorlaştırmakta hem de gebelik sonrası dönemde annenin kilo verme sürecini uzatmaktadır. Bu yüzde, anne adaylarının kendilerine gerekli olan enerji kadar enerji tüketmeleri ve ağırlık kazanmaları hem kendileri, hem de bebekleri için çok önemlidir.
Gebelik beslenmesinde temel amaçlar, anne adayının ve bebeğin enerji ihtiyacını karşılamak ve annenin vücudunda yer alan besin depolarının korunmasını ve dengede kalmasını sağlamaktır. Çünkü annenin gebelikte kazandığı ağırlığın bir kısmı, doğum sonrası süt üretimi için gereklidir.
Sağlıklı ve dengeli beslenme, hayatın her döneminde çok önemli olduğu gibi, gebelik döneminde de önemlidir. Bebeğin anne karnında sağlıklı gelişebilmesi için birçok besin öğesi gereklidir ve bu besin öğelerini dengeli olarak sağlamanın en doğal yolu, sağlıklı beslenmedir.
Anne adaylarının beslenme örüntüsünde, süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, sebze ve meyveler, şeker ve yağlar yani bütün besin gruplarında yer alan besinler yer almalıdır. Bebeklerin kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum mineralini sağlamak için öğünlerde mutlaka süt, yoğurt, peynir veya sütlü tatlılar yer almalıdır. Gebelik döneminde artan demir minerali gereksinimi genelde yetersiz beslenme sebebi ile karşılanamamaktadır, bu da anne adayında demir anemisi yani kansızlık oluşmasına sebebiyet verir. Bu yüzden, annenin öğle ve akşam öğünlerinde kırmızı et, tavuk veya hindi eti, balık bulunması gerekir. Ekmek, makarna, pirinç, bulgur gibi tahıl ürünleri, hem anne ve bebek için enerji sağlarlar, hem de bebeğin sinir sistemi için gerekli olan B vitaminlerini sağlarlar. Sebze ve meyveler ise, içerdikleri birçok vitamin ile hem anne adayının hem de bebeğin sağlığının korunmasında ve geliştirilmesinde rol oynarlar. Anne adayları, her gün 5–7 porsiyon çiğ sebze ve meyve tüketimini alışkanlık haline getirmelidirler. Yağlar, vücudumuza enerji sağlamakta çok önemli oldukları gibi, bebeğin beyin gelişiminde de görevlidirler. Özellikle omega–3 yağ asitleri, hem anne karnında hem de dünyaya gelmiş bebeklerde beyin ve göz gelişiminde önemli işlevlere sahiptir. Bu nedenle, anne adayları haftada 3 kez ızgara balık ve günde 1 avuç fındık, fıstık veya ceviz tüketmelidirler. Zeytinyağı, fındık yağı, mısır özü yağı, ayçiçeği yağı ve tereyağının diyette yer alması ve yemeklerde farklı çeşitte yağların dengeli kullanımı önem taşır. Şekerli yiyecekler, normal beslenme örüntüsünde sınırlandırılması gerekli besinlerden olsa da, gebelik döneminde uygulanan diyette, bal, reçel, pekmez ve tatlılar yer alabilir. Yani, gebenin beslenmesinde dikkat etmesi gereken en temel kural, her öğününde her besin grubundan besine yer vermektir. Gebelikte günlük sıvı ihtiyacı yaklaşık iki litre kadardır. Bu sıvının büyük bir kısmının su olarak karşılanması önem taşır fakat anne adayı yeteri kadar su tüketemiyorsa, bitki çayları, ayran ve meyve suyu da tüketebilir. Kafein içerikleri nedeni ile gebelik döneminde çay, kahve ve asit içeren içecekler sınırlandırılmalı, bebeğin gelişiminde geri dönüşü olmayan bozukluklar yaratan alkol ise kesinlikle tüketilmemelidir. Rahatlatıcı etkileri nedeni ile adaçayı, rezene çayı veya yeşil çay tercih edilebilir. “Beslenme programınız parmak iziniz gibidir, sadece size özeldir.”


Aradığınız sorulara cevap bulamadıysanız, bizimle iletişime geçmek için lütfen formu doldurunuz.
İletişim Formu